Eski Datça - Kızkumu - Marmaris
Notice: Undefined index: level in /home/u8421094/voyelletour.com/v1/turdetay.php on line 171

ESKI DATÇA - KIZKUMU - MARMARIS

                        

                                              ESKİ DATÇA - KIZKUMU - MARMARİS


                                                                                                               GÜNÜBİRLİK




Siz değerli misafirlerimizle Acentamızın belirlediği noktada saat ....’de buluşuyor, yolculuğumuza başlıyoruz.

İlk olarak Can Yücel’in sevdalısı olduğu Datça’ya gidiyoruz. Datça muhteşem doğası rengârenk çiçekleriyle sarılı duvarları ahşap muhteşem el işçiliğine sahip kapıları taş duvarlı evleri ile karşılaşıyoruz. Sıcak ve samimi görüntüsüyle davet eder gibi bizi çağırıyor Datça.

 

Taş döşeli dar sokaklarında adım adım gezerek muhteşem fotoğraflar çekilebilirsiniz.

 

Hediyelik eşya satan dükkânlar rengârenk ürünlerle taş duvarları süslüyor. Rüya gibi bir atmosfer ayrılmak istemeyeceksiniz belki ama başka bir muhteşem doğaya sahip olan güzergâhımıza geçiyoruz.

 

Kız kumu, Marmaris’e 30 km uzakta olan yeşili mavisiyle doğa harikası bir yer denizin ortasında yürüme imkânı sunan bu oluşum yaklaşık 600 metre uzunluğundadır, yukardan bakılınca sanki suyun üstünde yürüyormuşsunuz gibi bir görünüm oluşmaktadır. Son olarak Marmaris’e geçip artık serbest zaman alıyoruz ve gezmenin tadını çıkıyoruz. Sizleri aldığımız noktalara bırakıp bir sonraki VOYELLETOUR organizasyonunda buluşmak üzere vedalaşıyoruz.




Tarih öncesi bir aşk sunağında,
Eros’un çömezlik çağında.
Eski Datça’nın Can Baba makamında,
seni beklemeler kırmızı şarap kıvamında...
Kırmızı mı kırmızı, kızıl mı kızıl!
Üstelik şimdi Datça’nın bütün kelebekleri şair!
Can Baba bilgeliğinde olmasa da...

Can Baba!
Eski Datça...
Şarap.
Bir de ben.

Sevgili bu gece şiirler kelebeklerden,
Türküler de senden.
Şarabımız da şiir imbiğinden...
Dur, Hemen şaşırma!
Yani şarabımız da Can Baba’dan.
Artık zaman tamam.
Masa da bir sen eksiksin.

İlkbaharı çağrıştıran çiçekler açmış eteğini giyerek.
İçinde ki güzellikleri de rüzgara serperek...
Küçük bir kız gibi çiçeklere gülümseyerek!
Kelebeklere de göz kırparak!
Hadi gel artık, söğüt dalı gibi salınarak...

Salkım söğütlerini üstüme dökmeye gel!
Hadi gel.
Gel ki baharın geldiğini göreyim!
Gel de yaşadığımı fark edeyim.